8 Ocak Perşembe – Ceviz Ağacı’ndan
Günaydın. Çok şükür uyandım. Ey sırların evreni, ey gizemlerin başkenti dünya hayatı. Göster…
Sevgili İlhan, Seni çok geç “gerçek anlamda” tanıdım sanırım. Kırkımdan sonra belki de. Belki de doğru zaman buydu. Ama sen çoktan gitmiştin. Baktım da 3,5 yıl olmuş sen gideli bu dünyadan. Gitsen de bıraktığın bu büyük ışığı halen hissediyoruz. Şimdilerde öyle bir zamanda geldin ki kendimi yapayalnız hissettiğim bir anda bana yoldaş, bana ışık, bana Continue reading
Günaydın. Çok şükür uyandım. Hayatımın bundan sonrasının bundan önceki gibi olmayacağının farkındalığıyla uyandım. Kirli düşüncelerimin varlığıyla. İnsanların benim yansıttığım duygu ve düşüncelerim olduğunun farkındalığıyla uyandım. Tertemiz bir sayfa açtım. İçimdeki tıkırtı ile Ceviz Ağacı’nın savaşını ve sevişmesini biliyorum artık. Çünkü tıkırtı da Ceviz Ağacı’na ait. Ceviz Ağacı da tıkırtıya. Bir döngü gibi birbirlerini tamamlıyorlar. Hayatın Continue reading
Eğer aşk; Toksik olmasaydı Aşık olurdum sana Fakat Öğrendim şimdi Daha yeni Bakışlarındaki bir bal çizgisidir dökülen Ve yüzündeki tüylerdi Bugün kırpılıp giden Ve düşlerdeki İçine girdiğim su Ayırt eden okyanusu Pırasalarla dolu sığlık Martılarındır çığlık Kulaklığımda Kesilmiş bir gürültü kirliliği Ve sigara molalarıdır Vanilya kokulu rüzgarı İkram eden Diğeri de çoktan sarmış bir cıgara Continue reading
Aristoteles mantığında “mükemmel tasım” kavramı, doğrudan kanıtlanabilen ve mantığın temel ilkelerine dayanan çıkarımları ifade eder. Bocardo ise geçerli bir tasım olmasına rağmen bu kategoriye girmez. Peki neden? Hem tarihsel hem de mantıksal açıdan bu soruyu derinlemesine inceledim ve sonuçları sizinle paylaşmak istiyorum. Aristoteles mantığında “mükemmel tasımlar” (perfect syllogisms), birinci şekil syllogismlerinde yer alan ve doğrudan temel aksiyomlardan türetilebilen geçerli Continue reading
Bu akşam İstiklal’de Mazhar abiye rast geldim; önemsiz herhangi iki sokağın kesiştiği yerde, elinde gitar, açmış önüne kılıfını; “Hadi bana sor.” dedi, bölmedim tabi, soramadım, ama; mısralarımda yer vereyim dedim. Sonra sessizce anlatmaya başladım Mazhar abiye: Abi be; ben onun küçük bakışlarında erdim. Yalnızlığın sorgusuz sualsiz en uç noktalarındaydım. Olacak bu ya çıkageldi geçmişin kapalı, Continue reading