Poetra

Art Poetry Philosophy by Kutlu the Wise


Korkuyu yenmek

Yumuşacık ellerin Pürü pak yüzün Ve ismimle bana seslenişin İstenmeyen bir hüzün Nedir…

Something went wrong. Please refresh the page and/or try again.

Turkish Poems

  • Değişen Hava

    Boğaz manzaralı bir yemek Can geliyor gemi misali Boğazdan En güzel şarkılar dinleniyor Sözden sazdan Çoğu bilmem Ben geçmişim azdan Damarımda akar kan heyecandan Geçmişim geçmişten & gelecekten Yaşıyorum ruhumu şu anda Ve bıraktım Bıraktım gemileri tersanede boğazda Kahve kesmez Dilim alışmış çayın sıcağına Yarım saatte bir değişiyor hava Geliyor önümüze kalamar tava Yaş üzüm Continue reading

  • Bal Göz

    Zaman durdu Dursun! Çığlık atsın martılar, Kalkarken gemiler Her şey dursun Ellemeyin Geçen uçağı Yükseklerden uçsun Çiçekler Yerinde, dalında dursun Kahramanlar masalında Toprağını bırakın Şu mezarın Yerinde dursun Huzurla uyusun İçindeki Denizdeki balıkları Rahat bırakın denizi Tuzlu kalsın suyu Karıştırmayın Mezarlıkları Toprak kalsın kokusu Kalabalıklaştırmayın Zaman durdu Dursun her şey Ve bal gözleridir Bir kedinin Continue reading

  • Basamak Aralığı

    Ruhlar, yaşlar Düşler, gülüşler Hep aynı Bir basamak aralığından görünenler Sıra sıra dizilmiş insanlar Dev heykeller Ana yok, baba yok Bağlantı – ayna yok Sen bir basamaksın şuradaki Bastığın yer bir merdiven Ölümü öldür hadi Giy bir eldiven Sana hediyesin Geniş bir aralık üstünde Dön bak neredesin? Ayakların? Bir adım daha atabilirsin Ölümü öldür Kendine Continue reading

  • Alkış Kıyamet

    Sessizliğin içinde açılıyor perdeler Bir ışık hüzmesi Koro halinde eller Alkış kıyamet – Ses ışık mıdır? diye soruyor Mühendis -Elbette! diye yanıtlıyor Makinist Sesi ışık taşır Işık sesi taşır O da deler geçer Eril bir sevgidir İyisiyle İnsan kendinden geçer Alkışların eşliğinde kapanıyor perdeler Loş bir ışık kalıyor geride Koro halinde gizemler Alkış kıyamet mi? Continue reading

  • Havada(r)

    Er meydanı Bu sarhoşlar meydanı Ağzın kokarken alkol Duaya bir de aşk koy Aşk-u Allah İllallah! Yaradan Kanatan Ezeli ve Ebedi Yunus Emrem Tapduk Emrem Edelim cem Ayağının tozu olmak mıdır? Yoksa dikilip karşında durmak mıdır? Yol! Kutlu yok Kutlu durmaz Meydan-ı sarhoş İçmeden de hoş Mezeye bir meşk Duaya bir aşk Bir tutam da Continue reading

  • Meret

    Ismarlama olmaz Sen her istediğinde Bu kalem yazmaz Kalp yumuşatmak Kolay mı sandın? Aynı şarkıyı başa saran Sen! Geçmişten bugüne Kimleri andın? Gelmeyince meret Yazamazsın Bulamazsın! Geldiğinde meret Yazamadan Duramazsın! Paran da var bak Ve evin barkın Benimsedin mi? Bu mudur şarkın? Yolu İstanbul’a çıkar mı? Ardındaki bu şarkın? Yüreğine çentik atmış Kilitlenmiş çabası Sandalyeden Continue reading

  • İllüzyon

    Hey gidi dünya Dalgacı felek Bulutları melek Cümbüş dünya Yeryüzü bir uzay gemisi Güneşin doğuş mavisi Beklenense bir sur nefesi Zaman ve mekandan Münezzeh bu aşk İluzyonu aşk Martıları meşk Gezegeni köşk Ve kursaktadır hevesi Yağmur ve şimşek Flaşlar alem Yıldızlar şamdandır madem Şu asılı duran Yolu bilir, yolculuğu bilir Düzeni kuran İllüzyon bu aşk Continue reading

  • Yine de varım!

    Yine de varım Bazen bir belediye otobüsü kırmızılığında Bazen de bir arka sokak karanlığında Işıldarım Umutlu ve nereye göç ettiğini bilen türden Kuşlardanım Yeşille mavinin – Griyle siyahın Ufuk tanımıyla anlamlandırıldığı Zamandayım Yine de varım Seninle yürüdüğüm yollardan Sensizliği kovmaktayım Hayalperest düşlerimin Çığlık dolu sessizliğimin Ve çıkmaz sokak katilimin peşindeyim Yine de varım Evet belki Continue reading

  • Sur

    Duvar heyecanlı heyecanlı kaçtı Düşman tökezledi Deniz vura vura duvara Duvar alabora Martılar pike halinde denize Duvarda heyecan sıvası Sur duvar üstünde Üstünde dokunsan güneş Sıvalar suru durdurdu Deniz martıdan kudurdu Ay güneşi yenip Heyecanlı bu sura Yakamozunu vura vura… MKD. 2002 Duvar heyecanlı heyecanlı kaçtı Düşman tökezledi Deniz vura vura duvara Duvar alabora Martılar Continue reading

  • Kırmızı

    Güneşten gelip, sonsuzluğa uzandıran çizgi, Sınırlarla ayrılan kalıpların izi Endişeşiz, saygılı turuncuya hayat veren, Şekilsiz evlerin odalarına giren. Ölümün kokladığı en son koku Yirmilik dişlerin ardındaki acı Bahçelerdeki en güzel bakış Berraklığı bozan neşesiz bir akış Karakışta kendini yok eden kehanet, Bazen korka korka bazen cesaret, Ağanın yazmalı en güzel kızı, Farklı bir dokunuş, farklı; Continue reading